30 Aralık 2008 Salı

26 Aralık 2008 Cuma

unutmayalım diye a.k.a. firensiz zort hoppala

merhaba, adim yekteran baymedir. az rastlanan bir isme sahibim. anlami, "baharla birlikte denize dusen ilk yekteran" demektir. dedem koymus... ezanla kulagima fisildadiktan sonra infilak ettigini soylerler.
bu benim dukkanim ali. ali sayesinde gecinip gidiyorum. ali'yle gecirdigim zamanin disinda genelde nusret'le takilirim. nusret benim evim.
nusret oldukca pimpirikli ve evhamli bir tiptir. balkonum burak'la onu cekistirmeye bayiliriz. yani irfan'a bayiliriz. irfan, balkon burak'la nusret'i cekistirmemize verdigimiz bir isimdir.
sanirim akliniz karisti. yani osman oldu. osman oldugu zaman yapilacak tek sey vardir. samet... ama samet icin de sartlar her zaman uygun olmayabilir. zaten uygun olsaydi kenan olmaz miydi?
hah hah hah hah... ilahi... oniki yil once kafayi yedigimden beri hic bu kadar gulmemistim. gulduysem de hatirlamiyorum. ayrica hatirlayani da zikiyim hatirlamayani da...
orhan'la sekiz yil once tanistim. vecdi bana fikri'ydi. ben de sertac deyip akin'a gittim. (yalnizlikla sekiz yil once tanistim. insanlar bana tuhaf tuhaf bakmaya baslamislardi. ben de amaan bosver deyip bir iki kere osurdum...)
peeki peeki sizin anlayacaginiz dilden konusalim. iyi aksamlar, nasilsiniz? tesekkur ederim ben de iyiyim. ah hah hah gercekten mi soyluyorsunuz? alemsiniz... eeh, bu da hic eglenceli degil... aa bi dakka... eglenceli lan galiba... du bakiyim. hohohahoh... eglenceliymis lan.
bos zamanlarimda sinemaseverleri doverim. cunku cok severler sinemayi. kimse beni o kadar sevmedi... bazen dunyaya timbor tin, bir akina temizhawa, bir firensiz zort hoppala hey olarak gelseymisim ne guzel olurmus diyorum.
babam mali musavirdi, annemse ev kadini. sonra annem mali musavir oldu, babam sofor. ben dogduktan sonra babam isi birakti, annem agaca cikti. agaci teyzem kesti, teyzem suya dustu. suyu inek icti, annem daga kacti. saskinliktan hepimizin canak comleginin patladigini hatirliyorum.
bunlar benim ellerim seha'yla suha. tamam lan anladik sIkildiniz bu muhabbetten. ama kucuk bi anekdort anlatmadan gecemeyecegim. bigun sey oldu. hehe... oyle acayipti ki... bunlar geldi... hehe... vay efendim soyle boyle... ulan dedim.. ne alakasi var... s.kiyim resmen unutmusuz olayi. aa dogru ya, iki once bakkalin orda unutmustum ben bu olayi... kismet.
iki kere evlendim... bu evliliklerimden iki tane karim oldu. ikisi de kiz. isimleri vildan'la burcu. bosandiktan sonra anneleri onlari gormeme izin vermedi. ben de okey dedim.
cat pat ingilizce, nay nay almanca bilirim. derdimi anlatacak kadar italyanca, sevincimi paylasacak kadar ispanyolca bilirim. bu aralar japonca'yi sokup, farsca'ya takmak icin ugrasiyorum.
babamdan kalma kucuk bir arsam var. kusura bakmayin zikretmeden gecemeyecegim, adi oykun... gecen sene oykun'u almak isteyen biri cikti. aklimi kacirdigimi duymus olacak ki, cok dusuk bir para onererek beni kandirmaya calisti. elbette ben yemedim... hemen teklif ettigi paraya oykun'u sattim... niye boyle oluyo yaa...
oykun'dan kazandigim parayla numan adinda nefis bir esofman takim aldim. cok eskiyince kapicinin ogluna verdim. o da beni tartakladi.
geceleri uyumadan hep ayni sey icin dua ederim... allahim, sen koen kardeslerden en az birinin belasini ver.

alıntılar vol. 15

"We weren't exactly that kind of people who took no for an answer. We were much more likely to give no for answer. As individuals, each of us was street-smart, self- sufficient and used to doing things his way only- death before comprises. When we became a unit that quality multiplied by five because we'd have one another's back as fiercely as we stood up for ourselves. All three of a common definitions of the word gang definitely applied to us : 1) we were a group who associated closely for social reasons such as delinquent behavior, 2) we were a collection of people with compatible tastes and mutual interests who gathered to work together and 3) we were a group of persons who associated for criminal and other antisocial purposes. We had a gang's sense of loyalty, too: we only trusted our oldest friends and found everything we needed in one another."

Slash by Slash and Anthony Bozza

25 Aralık 2008 Perşembe

Ne oldu? Kadıköy'e kış geldi.

Aynı gün içerisinde 3 kere ayakkabı, çorap ve pantolon değiştirmek durumunda kalıyorum.

Niçün? "Adını sevdiğimin" Kadıköy Belediyesi üzerinde insanların insan gibi yürüyeceği bir kaldırım yapamadığı içün.

Nasıl? "Gözünü sevdiğimin" şöför abileri/ablalarının çamur banyolarından faydalanan vatandaşa, bir de güzel belediyemiz nazar boncuğu kabilinden tüküren kaldırım taşı takıverdiği içün.

Parası neyse verip Caddebostan'da bile insan gibi yaşayamıyorsak ne yapmak gerek bilemiyorum sayın başkanım. Bildiğiniz bir yer varsa söyleyin de oraya gidip yaşayalım. Biz koyunsak, siz de bizim çobanımız değil misiniz avukat başkanım.

16 yıldır ilk kez şahsi davanızı açtınız, camiyi oraya diktirmediniz, cepheleri rehabilite ettirdiniz, elinizden geleni ardınıza koymadınız da şu İBB "caddemizi" güzelleştirirken siz de caddeye çıktığınız sokaklarda bi iki adım atmadınız mı? Hatırlarım zamanında bana seslenmiştiniz " Sevgili Kadıköy'lü genç arkadaşım" diye; hayatta alacağım kararların benim için en iyisi olmasını temenni etmiştiniz. Oyum ne olursa olsun ülkemiz için hayırlı olsun demiştiniz. Ne oldu bakınız; soğuttunuz beni Kadıköy ortamından... Şimdi de canım mı saolsun interaktif başkanım?


gül gül gül


Summer Party 08' from Boxer Design on Vimeo.

24 Aralık 2008 Çarşamba


GOD

nerdesiniz yau

22 Aralık 2008 Pazartesi

we are all fucked up but okay


















Hazır pazartesi demişken hislerim baki:

17 Temmuz 2006


Ladies and gentlemen, Sisters and brothers, Gals and lads...
It’s my honor to welcome you all to another shitty monday morning roundup...



2 boyuttan 3 boyuta kafa karışıklıkları

20 Aralık 2008 Cumartesi

Kahvaltıda Japon / Neden Olmasın?

"Japon tarafım elbette harakiriden yana. Japon tarafım derken, Japonya'ya olan sevgimi kastediyorum."

Muriel Barbery, "Kirpinin Zarafeti"



Japanese omelet from awyete on Vimeo.

19 Aralık 2008 Cuma

kara kedi

Holly Golightly:
oha





















pelikopter:

Bak bu perec ve zappa’nın kedisi bence. aynı kedi bunların hepsi.


















Ayrıca edit:
Aynı kedi Tanpınar'ı da ziyaret etmiş...

basiboslar


Basiboslar from gozenyadagulgun on Vimeo.

17 Aralık 2008 Çarşamba

what the ?!?





















Her ne kadar görsel estetik faşizanı olmasam da [ha?] aklıma takılan birşey var... Genelde her işin, her sınıfın, herşeyin birşeyinin bir takım kümeler oluşturduğunu içten içe kabul edenlerdenim korkarım ki... Birinin tipine bakıp reklamcıdır, esnaftır, liboştur, Barbie'dir, kurttur, çakaldır demek gibi birşey bu. Bu düşünce örgüsünde rock muzisyenleri nerededir peki? Elbette hepsi geniş omuzludur, yakışıklıdır, cıvırdır, canavardır... Hayır yani öyle olmasalar bile sahne tozu gözümüze kaçtığından sanırım, çirkini de candır ya da muhakkak "karizmatik"tir. Ayrıca Rockstar'lık "freak" olmanın prim yaptığı tek yerdir. [Siyaseti tenzih ederek]

Yıllarca Roger Daltrey'in nasıl rockstar olduğunu düşünmemeye çalıştım. Keith Richards'ın gençliğini gördüğümde uykularım kaçmıştı -neyse ki deneyim ve bir takım kafalar kendisini "çirkin ama karizmatik" nişanından nemalatmıştır. Gel gelelim bugüne... Bugün yukarıdaki fotoğrafı gördüğümde yine bir takım saçma düşüncelere dalıverdim -Radiohead zaten artistlikle/maddiyatla işi olmayan kafası eskisinden de beyaz abilerimizdir ya neyse... 

Peki ya Colin Greenwood? Bu adamı her gördüğümde "Bi grup delinin peşine takılmış gidiyor..." diye düşünmeden edemiyorum. Tipiyle, duruşuyla tam bir İngiliz mavi yakalısı. Edebiyle adabıyla tam bir İngiliz beyfendisi. Arz-ı endamı ile ise gerçek bir İngiliz ineği. İnek derken nerd gibi,  geek gibi... Bu insana bakarak kim rockstar diyebilir? Bana kalırsa ingiliz olduğundan başka sallayacağınız hiçbirşey tutmayabilir. Ve yine bence kendisi Kod Müzik'te çalışıyor ya da Kadıköy Kadife Sokak'ta sevgiyle selamladığımız DJ abilerimizden biri... Hatta bizim okulda da bi Colin Greenwood vardı. Duyduğuma göre artık kitap yazıyormuş. Kızarkadaşıyla Moda Caddesi'nde eve çıkmışlar. Bir de kedileri varmış. Sokaktan almışlar. Kısırlaştırmaya karşı oldukları için evden hiç çıkartmıyorlarmış. Geçenlerde evden kaçmış, şimdi hamile. Son gördüğümde Colin kedisinin doğacak yavrularına ev arıyordu. Pasajın arka kapısında, kucağında bi tomar kağıt duvara ilan yapıştırıyordu: "Hayvan Dostlarına Ücretsiz TEKİR Yavrular..." Selam vermeden yoluma devam ettim. Bu Colin Greenwood, algımı kafama kakan bir insan.

Peki manav olmak nasıl bir duygudur acaba?
Yaşadığın en iyi orgazmı 1000 ile çarp aldığın zevkin yanına bile yaklaşamazsın sanırım.


5 Aralık 2008 Cuma

çok üzülüyorum

cnbc-e kardeş kanalı e2'yi google 'da aratalım ve görsellerde çıkan logoyu hepimiz biliyoruz. daha yeni animasyon festivalinde gördük şekilden şekile giriyordu..









fakat gel gör ki bbc 2 kanalı 2001 yılında Lambie-Nairn ile o zamanki yeni kimliği için logosunu çalışmış. bir göz ekleyince fikri çalmış olmuyor muyuz ben bunu merak ediyorum? ayrıca çok da üzülüyorum sektörden küçük berkay olarak hayallerimi yıktın e2 allahından bul.

The J Strikes Again

Holly Golightly:

Neyse yüzyüzeyken, yemekte falan konuşalım

Naber? :)


selikopter:

JJJJJJJ

Holly Golightly:

Ay bi anda acayip eğlendim ofis ortasında yine

pelikopter:

Allahım jler geri döndü

25 Ağustos 2008

fruit and the city

8.09 am:

Sevgili manitacı arkadaşlarım,

Biraz evvel onlayn/hızlı manitacılıkta yeni bir adım atmış bulunmaktayım.
Hani olur da acil bir kroluk yapmanız gerekir diye sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Çiçek gönderme / göndermeme ikilemine son. Yaşasın yenilebilir çiçekler!

http://www.fruitandthecity.com/

10 dakika evvel onlayn sipariş vermek yerine aradım (normalde önceden sipariş vermek daha bi hayırlıymış).
Dedim çok acil, bugün, hemen. Tamam dediler. Havale yaptım. 5’e kadar teslim edilmiş olacakmış.
ambalaj ve servisin ne kadar iyi olduğunu şu an rate edemiyorum ama akşama öğrenmiş olurum.

Stop.


Holly Golightly:

Ahahaha

Duygu ve günah



8.09 am:

Valla sevgi kutusu diyorum. çilek ve çikolata. Duygu ve günah. Manita diye maymun etmeye gerek yok di mi =)

pelikopter:

Allaam çok efsane görünüyolar

Holly Golightly:

Ya bizim şirkete bi geliyo bunlardan
Sevgi kutu duygu günah falan 3 saniye


16 Mayıs 2008

gül gül gül

pelikopter:

Olm ne güldük yahu :)
eve gidince de 11.30’da yattım pamuk gibiyim valla


selikopter:

yerlere yattık valla :) sabah bi kalktım nası memnunum hayatımdan aman da aman neşe katarıyım valla :) işe geldim geçti sonra şimdi normal bir insan oldum. allahım yaz geldi artık hiç kimse evinde oturmasın bir Pazar akşamından bile bu kadar verim alabiliyosak her gece görüşelim nolur :)

26 Mayıs 2008

personal / blue monday

8.09 am:
Hızlı bir pazartesiye başladık sanırım...
Oysaki ben çaresiz uykusuzluğumun çoşkulu kafasıyla sağa sola gülümsüyor ama boş bırakıldığım anda stand by mode’a geçiyorum.

Bir de haftasonundan beraberimde getirdiğim bir diğer şey olan pembe/bronzluğumun kaşıntıları da matthew herbert eşliğinde kıç sallamama yardımcı oluyor.

Yine, yeni bir haftada hepinize lanet olsun...Cheer up motherfuckerz!

Selikopter:
yanlız deni bendeki kızartı hafiften jessicam'sı bir morluğa dönüştü.

Serdojan:
"yanlız" yazımı yalnış olmuş yannız. ama olsun, yanlışlık paylaştıkça artar.

brain dead mothafucka a.k.a. geriden takip eden man at work

Selikopter:
yanlışlık paylaşılmaz paylaşıldıkça yanlışlık kalmaz...
[kopter, seli]

Pelikopter:
serdil hoş geldil


26 Temmuz 2006

sosyal sorumluluk

Holly Golightly:



pelikopter:

Sosyal sorumluluk projelerinde daha yaratıcı reklamlar geliştirmeliyiz ela. Bilgi’nin sigara karşıtı çürümüş muz reklamını lütfen yayından kaldıralım bak elalem neler yapıyor.

11 Haziran 2008

Bul pembeyi al babayi

8.09 am:
ya gene excele sasa-kaldik pelinanim
telefonunuzu da duymuyosunuz

Pelikopter:
telefonum evde maşallah unutmuşum

8.09 am:
oh ben de basina birsey geldi sandim adfgjskdjfhsdgh

Pelikopter:
eyvah pelinin telefonu yalnız döndü başına bişey gelmiş olmasın.
bu arada ps2'de star wars battlefront 2 oynayan var mı burda veya işyerinde geek arkadaşı olan?

Holly Golightly:
- Ni didin? Yoh kardeşim, burası ev. Ev ev.

3 Agustos 2006

part of the weekend never dies

özcan:

Ben 9 10 arası yemek yemeyi düşünüyorum bu akşam.
Bu arada maç var akşam ama sergiye gidiyorum ne kadar da entelim görün bakalım.
Sabah 5 e kadar içersek sabah beni buradan kovarlar 6 da kalkmam gerektiğini düşünüyorum.
Ama 02:00 saatine kadar uygunum. (fazla abartmadan)
Onun dışında da italyanı falan boşverelim şöyle ufaktan bi rakı sofrası kuralım diyorum ben c.tesi günü.
15 tane mail gelmiş hepsine özet olsun.
Ayrıca o erkekleri neden aldık diyen arkadaşı da buradan feciiii kınıyorum.(pek kaba)
Öpüyorum.(fazla samimi)
Ayrıca her ofise bi hamak koysunlar dönüşümlü yatalım. Bunu yapabilen şirket varsa da CV mi gönderim hemen.


pelikopter:

Olur, evet, bence de, uyar, bakarız, tamam, sanane, ben de, ben de.

selikopter:

pelin çok komiksin. (tepkili değilim sarkastik değilim)

13 Haziran 2008

Personal / Dünyanın En Müthiş Üçlüleri

Serdojan:
Birilerine gore bir liste iste.. klasik geyik yigini.. belki kendi 3lulerimizi de ekleriz diye yolluyorum..
ekliyorum:

Yusuf Mahmut Tuncer (YUMATU)
Senol, Birol, Gol
Blur, Pulp, Suede
Trash, Flesh, Fire
Falan, Filan, Felan
Gullit, Van Basten, Rijkaard
Ali, Veli, dörtbindokuzyüzelli :S (baska turlu 3'e inmezdi)
Aykut, Hakan, Ayse
Izel, Celik, Ercan
Hürel 1, Hürel 2, Hürel 3 :S


Selikopter:
taş-kağıt-makas
ilk aklıma gelen..olmazsa olmaz.
violent femmes-presidents of usa- nirvana
Atos-portos-aramis (dartanyan çevrelerinde çayda çıra oynuyor)
Ketçap-mayonez-hardal
Çatal-bıçak-kaşık


8.09 am:
Manic / Street / Preachers

Husmen:
you and I
3=2=1 (üç kelime, iki kişi, bir şey . . . )


8.09 am:
you and me and the bottle makes three.

Serdojan:
One is a wanderer, two is always going somewhere...
Ama su da vardir:

Happy ever after when two lovers come as one again.



27 Haziran 2006

personal / kulp diyaloglari



















8.09 am:
dayanamayip scan ettim. nedir abi bunun kafasi?

Selikopter:
anlamadım ben sıçan çocuğun konuyla alakasını

Husmen:
havasız füt sıçmak:

çok yoğun ve odun sertliğinde bir kütle oluşturacak ve baktığında nerdeyse "olm bunun içinde hava bile olmaz..." diyebileceğin bir ürünü kulplara doldurmak . . .

(mali demişti zamanında yaaaa . . . havasız füt sıçtım diye . . . bana sadece bu çağrıştı ... ama haklısın valla hiçbir uç yakalayamadım reklamsıdan . . . . )

p.s: dünyada iş hayatından en çok ben sıkılıyorum !

Mali:
bu kadar uzaktan bana da calisiyosunuz....sırtıma at geldi reklamdan....ben bi şu konuyu anlamadım...gölge cocuk nie düşünüyoki....

Pelikopter:
olm dur valla tanıdım o çocuğu ben!
bu çocuk eskiden kız arkadaşıyla beraber duvarda karşılıklı dua ederdi. bi dönem her evde vardı, almayanı dövüyorlardı.

Husmen:
düşünen adam heykeli de aslında sıçan adam heykeli . . .
düşünen sıçar abi . .

28 Haziran 2006

Bir Yudum Hayat - Büfeci Kemal Abi

Serdojan:
Hic kimselerin gitmedigi, gitse de gormedigi, gorse de belki de ulasamadigi bir yerdeyiz. Besiktas Park Bufe'deyiz. Buralarda gezerken gozumuz orta yasli, magrur bir adama takildi. Kemal abi.

Pazar Arastirmaci Holly Golightly: "Magnum'un satislari nasil?"
Kemal Abi: "Hamfendi Magnum'un musterisi ayridir"
HG: "Peki kimler aliyor daha cok? Kadınlar mı yokk...."
K: "Kulturlu insanlar"

16 Haziran 2006

blekberi brek brek

Selikopter:

Ben cenevredeyim her yer dağ
Her yerde dağ var kalbim senin bu gece


alıntılar vol.14

pelikopter:

Ay deniz ela da selin de yok bu hafta biz bize kaldık şekerim

selikopter:

Blackberry ile gümüşlük sahillerinden aranızdayım korkmayın

21 Temmuz 2008

alıntılar vol.13

selikopter:

ben gelirim cidden. kimle gidiyosun ve nasıl otobüs müdür? kesin gelirim tartışmasız.

pelikopter:

Ve selin tartışmama iddiasındaydı….

ehhuhhehoeoe



28 Temmuz 2008

bart simpson'ın teyzeleri




alıntılar vol.12

selikopter :

GETİRSENE BİZE DE......................

pelikopter :

Selin tepkilisin gene

Hahohahaha böle konuşurken bi anda caps lockla giriyosun ortama kopuyorum.

"GETİRSENİZEEEAAAA"

selikopter :

ahahaha hatırlıyo musun caps lock yazıp yazıp sonuna da tepkili değilim caps lock açık kalmış diye açıklama yazdığımı ince ruhluyum.

8.09 am :


13 Ağustos 2008

4 Aralık 2008 Perşembe

personal / beynin mi var derdin var...

From: Pelikopter  
aaaaaaaaaaaaay sıkıldım

From: 8.09 am
Oooooof dayak yemek istiyorum

From: Selikopter
haftasonu çalışıcam.

From: Holly Golightly
Ben de : (

From: Pelikopter
ben de gülme sesim yüzünden azar işittim
disipline gidicem

09 Kasım 2006

pelikopter diaries / 01

From: Pelikopter
Sent: Wednesday, November 08, 2006 12:29 PM

To: Holly Golightly; 8.09 am; Selikopter; Serdojan; Hususu

Subject: Re: personal nerde herkes?
 
allam çok sıkılıyorum.
keşke sanatçı olsaydım...

alıntılar vol.10

8.09 am :

Sevgili tacsiz kral sele,

Sanma ki seni sevmedigimden, sanma ki hep konusup hic dinlemediginden...yokkk... bir kiz sevdim bilincli olaraktan.

Sevgili tacsiz kral sele. seni hic aldatmadim. aldatmayi hic sevmem.

Ela, gune karsi yapayalniz...boyle de olmaz ki.

Film aldim bi suru. Seninle basbasa rom anti k bir haftasonu dusledim... Martiniyi buzdolabina, cocuklari annemlere yolladim.

Ama sen, sen isindesin, gucundesin. İsindeyken 10 kaplan gucundesin. Sinirlenince cok guzel oldugunu biliyorum ammmaa ninjalarla bas edemem bebeyim ama normal japonlarla ederim. Belki de edemem. Belli olmaz benim islerim.

4 Ocak 2008

alıntılar vol.9

Pelikopter:

Tüm anlamadım ben maillerimden remix yapsak hit olur lan İngiltere listelerine ilk 5ten girer

engels'in alkol tüketimine getirdiği açıklama

selikopter :

“İşçi işten çıkıp yorgun argın eve döner; evi her tür konfordan uzaktır, nemli, sevimsiz ve pistir; acilen kendisine neşeverecek, bütün gün çalışıp didinmesine değecek, ertesi günü katlanır kılacak bir şeye ihtiyaç duyar; sağlıksız durumundan, yani sindirim bozukluğundan da kaynaklanan gergin, bitkin, hastalıklı ruh hali, diğer yaşam koşulları, güvenceden uzak varoluşu, her tür tesadüfe bağımlı olması ve durumunu düzeltmek için elinden hiçbir şey gelmemesi nedeniyle katlanılmaz boyutlara ulaşır; havasız ortamlar ve kötü beslenme yüzünden zayıflamış bedeni dışarıdan gelecek bir uyarıyı şiddetle arzu eder; hoşsohbet bir ortama duyduğu ihtiyacı ancak bir meyhanede tatmin edebilir, dostlarıyla buluşabileceği başka bir yer yoktur - şimdi bu durumda işçi şiddetli bir içki içme ihtiyacını nasıl duymasın, içkinin cazibesine direnebilecek gücü kendinde nasıl bulsun. Tersine, bu koşullar altında yaşayan işçilerin büyük çoğunluğunun alkolün pençesine düşmek zorunda olduğu manen ve madden ortadadır.”

pelikopter:

a-aaa sefalet insanı alkole sürükler

17 Mayıs 2007

alıntılar vol.8

8.09 am :

Bir kaç ay evvel reklamını yapmıştım. Artık türkiyeye de gelmiş.
Yemin ederim çok yakın 4 kız arkadaş olsak bunlardan alır tantrik bir aydınlanma yaşardık.
Yalnız aklımda bunu görünce benny benassi çalıyor zbıdıdıdı zbıdıdıdı dırrıntdın

- dünyanın bütün meşhurları bununla dansediyor?!?! rahmetli başkan kenedi, taçsız kıral pele, bekenbauver, kaleci mayer, nadya komenaci, biricik bardo...


http://www.elmasepeti.com/product.php?pID=6180

16 Mayıs 2007

personal - poem

selikopter :

One Art

The art of losing isn't hard to master;
so many things seem filled with the intent
to be lost that their loss is no disaster.

Lose something every day. Accept the fluster
of lost door keys, the hour badly spent.
The art of losing isn't hard to master.

Then practice losing farther, losing faster:
places, and names, and where it was you meant
to travel. None of these will bring disaster.

I lost my mother's watch. And look! my last, or
next-to-last, of three loved houses went.
The art of losing isn't hard to master.

I lost two cities, lovely ones. And, vaster,
some realms I owned, two rivers, a continent.
I miss them, but it wasn't a disaster.

---Even losing you (the joking voice, a gesture
I love) I shan't have lied. It's evident
the art of losing's not too hard to master
though it may look like (Write it!) like disaster.

-- Elizabeth Bishop

19 Mart 2007

alıntılar vol.7

pelikopter:

ya herşeyin mi hedef kitlesi olur bi insan. özellikle outdoor reklamları hemen beğeniyorum etkileniyorum. nerdeyse marmara üniversitesinin kurslarına bile katılacam göztepede ilanlar asıyolar.

15 Mart 2007

alıntılar vol.6

8.09 am:
Ya aklıma takılan bir şarkı sözü hangi nirvana parçasında diye bakıyordum...Dalıvermiş ve bunu buluvermiş oldum.
Bir de bunları böyle anlayıp, nirvana'ya kafa patlatanlar var.

Nirvana's, "Something In The Way"

Misheard Lyrics:
I'm living off of grass and chickens from the semen

Original Lyrics:
I'm living off of grass and drippings from the ceiling

Misheard Lyrics:
It's okay to eat fish,
cause they don't have any females

Original Lyrics:
It's okay to eat fish,
cause they don't have any feelings

Misheard Lyrics:
Something in the wine

Original Lyrics:
Something in the way



Selikopter:
the doors daha da kötü. yıllarca onu misheard zannediyorsun meğersem sonra büyüyünce anlıyosun ki misheard falan diil, morrisson bi farklı kopuyomuş. senin kafa bunu anlamak için fazla sağlıklıymış.

27 Haziran 2006


alıntılar vol.5






Başkanımız ile görüntülü chat yapın

Belediye Başkanı'mız Av. Selami Öztürk, tüm Kadıköy'lülerin sorularını bizzat canlı yayında yanıtlıyor. Her Çarşamba 13:00- 14:00 arası Sayın Başkan bilgisayar başında tüm soru, istek, öneri ve şikayetlerinizi bizzat dinleyerek birinci ağızdan yanıtlıyor...

Holly Golightly:

AA - Mars belediye başkanı Selami Öztürk basın mensuplarına yaptığı konuşmada:
“Gezegenimizi suratım gibi masmavi yapacağım” dedi.

17 Ağustos 2006 [Pelikopter's bday]



alıntılar vol.04

selikopter :

sarapta gercek gizlidir (aman)

in vino veritas.

Holly Golightly :

in aqua sanitas (o saci islatmak gerek)

11 şubat 2008

alıntılar vol.03

pelikopter :

peki bunca zamandır kariyer net başvurularıma neden cevap gelmediğini de anlamış oldum.

"azarlama ve etkinlik yönetimi sertifikası"


17 Ocak 2008

rüyalar vol.01



Holly Golightly :

Dün gece rüyamda selikopter’i gördüm vapurdaydık selikopter jackie o gibi giyinmişti bembeyazdı kıyafeti ve ona çok yakışıyordu elinde ufak bir çanta vardı ve selikopter sarhoştu ona bu kadar içme diyorduk

20 Şubat 2008

reklamcı en asil duygunun insanıdır















Asmalı'da bir gece karşımıza çıkan bu reklamcı çocuğun olayının yine reklama bağlanmış olduğunu bilmek içimize su serpsin diye yazıyorum. Meğer bu viki, kıçımızı kaldırıp izleyemediğimiz "o" vudi elın filmiymiş. Gördüğünüz gibi kültür var, mizah var, meslek var, para var, helvetica var, stil var... içine biraz cinsellik, biraz entrika, biraz da din koysak kontes olacak, kont olacak. neyse ki reklamcı bi sevgilimiz yok da kendi kendimizle dalga geçebiliyoruz.



Evet değerli izleyiciler, kısa bir reklamcı arası rica ediyoruz. 

http://en.wikipedia.org/wiki/Vicky_Cristina_Barcelona

3 Aralık 2008 Çarşamba

alıntılar vol.02 (ya da Ayseyc)

8.09 am :


pelikopter :
Bizim de tüm müdürler toplantı yapıyor hep birlikte. Laptopuma yapışmış şu durumdayım:
22 Ekim 2008

Asmalı'da Bir Gece / vol.02


Vicky geliyor Vicky!

şampuanlı votka



















Geçen evde şampuan bitmiş...orda aklıma geldi hehe dedim “votka içemicez iyi mi?”
Kendi kendime tabi.

Bi de şuna çok güldüm:
The who’nun türkiye iz düşümü “kim bunlar”.

Ayy kafama sıçar giderim.

Hormonlar yüzünden mormon mu olalım ulan?!

Çok Yakında!...

HIMYM



Asmalı'da Bir Gece / vol. 01



Beynin karıncalanması.


One Night in a City from Efe Efeoğlu on Vimeo.

alıntılar vol. 01

selikopter :

Umudun insanın büyüme evrelerinden sadece biri olduğunu bilemeyecek kadar aptal yetiştirilmiş birini gözünüzün önüne getirin. Kim herhangi bir şeyin sonsuza kadar süreceğini düşünür ki?

8.09 am :

Belki buna karşılık ilişki bazında bir kısa pas atacak olsam dorothy parker’dan gelir:

by the time you're his,
shivering and sighing,
and he wovs his passion is
infinite, undying -
lady, make a note of this
one of you is lying.

_________________________


sen o erkeğin olup da
ürperip iç çektiğinde
o da sana ölümsüz duyguların
sözünü verdiğinde
şunu bir kenara yaz hanımefendi,
yalan söylüyor ikinizden biri.


Sarlacc Canavarı Semra





























bizim yazlıkta bir çocuk vardı. 3 tane eti cin'i kırmadan ağzına sokuyodu. bütün halde ağzında kalıyodu afrikalı kabile teyzeleri gibi. sonra jinekolog oldu .arada bir bağlantı yok ama yine de bir tedirgin oluyo insan. ismini veriyim de gitmeyin bari:))

2 Aralık 2008 Salı

hehe bunny but not ha ha bunny / by hüsmen












Sal 14.03.2006 10:04
vayzını zını zını

Eğer tüm alter erkekler evlenmeye başladıysa,

Bütün yeni nesil kızlar hep güzelse,

Tek başına yaşamaya paran yetmiyorsa,

Sürekli aynı barlara takılmaktan sıkıldıysan,

Her gece taksiyle eve dönmekten bunaldıysan,

Çok güzel diye aldığın kıyafetler ayağa düşüyorsa,

Bira çok pahalı geliyorsa,

O zaman Berlin’e taşınalım!